Daisypath -

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Tatil Maceramız: Antalya-Çıralı


Bu sene tatil için Antalya'yı tercih ettik. Aslında favorimiz Ege'dir, hatta özellikle de Datça'yı çok severiz ama mesafe uzun olduğu için Defne'nin biraz daha büyümesi gerekiyor.

Defne ilk defa oto koltuğu ile seyahat etti. Her ne kadar sürekli orada oturmasa da fena değildi. 

                                                 

Tatilimizin ilk 2 gününü eşimin dayısında (Ahmet) geçirdik.  Uzun yoldan sıkılan kızım Ahmet Dayı'lar'a gider gitmez soluğu kapılarının önündeki çocuk parkında aldı. İlk gece uykusu gelince evimize gidelim dedi.  Biz de seni denize götürelim dedik. Konyaaltı plajına götürdük. Biraz çakıl taşlarıyla oynadı, sonra dönüş yolunda arabada uyudu, ilk geceyi böylece atlattık :)

                                                       

                                                       

İlk gün Lara plajına gittik. Kumsal güzeldi ama deniz çok dalgalı olduğu için denize pek giremedik. 2. gün ise Göynük plajında idik.  Defne eşimin kuzeni Ferit ile ilk defa uzun vakit geçirdi ve çok iyi anlaştılar.

                                                      

Bir akşam Ferit ile birlikte yemeğe gittik. Defne için köfte söyledik. Yemeğini yesin diye restorandaki garsonlar eğer yemiyorsan alalım tabağını, biz yiyelim dediler. Defne bunu duyunca ayranını öyle bir içmeye başladı ki :)) 


Sonrasında Çıralı'ya gittik. Gerçekten muhteşem bir koy. Oldukça uzun bir plajı var. Plajın yarısı çakıl taşı, yarısı kum. Deniz o kadar temiz ki yüzen balıkları yüzeyden seyredebiliyorsunuz. Sakin, aşırı kalabalık olmayan bir yer. Çadır kuran, karavan ile gelen turistler vardı. Sanırım yabancı turistler bizden daha iyi biliyor ülkemizin güzelliklerini. Butik oteller var. Biz Aida Otel'i tercih ettik. Güzel ve temiz bir oteldi, samimi bir ortam vardı.Otelde 2 tane köpek vardı. Defne çok sevdi köpekleri.






 Otel sahile çok yakındı. Sahile yürüyerek gidip geldik.


Akşamları otellere ait, sahildeki restoranlara gittik. Günlük deniz balığı geliyor ve gerçekten çok güzel pişiriyorlar. Normalde balık yemeyen Defne bile 2 akşam balık yedi. Bunda restoranların oradaki kedilerin de payı var. Hem Defne'ye yedirdim hem kedilere :))






İşte arabasını kendisi süren kızım. Lazımlığı da her an bizimle :) Ne kadar çabuk büyüdün kızım sen...


Ben bu simitten çok memnun kaldım, 2 yıldır kullanıyoruz. Şapka takmayı ve başını ıslatmayı sevmeyen bizim ki gibi çocuklar için harika. Ha bu arada Defne simitsiz yüzen çocukları gördükçe "Ben de simitsiz yüzeceğim" dedi. Arada bir simitsiz girdik denize. " Ben artık büyüdüm, simitsiz yüzebilirim" diyor. Biz yüzme bilmediğimiz için kıyıdan çok uzaklaşamıyoruz. Defne ise "Uzaklara gidelim" dedi sürekli, dubalara kadar yüzenleri izledi :))




Öğle yemeklerinde yine sahildeki restoranları tercih ettik.Defne tatilde maksimum kaprisli idi. Vay efendim deniz girince neden mayosu ıslanmış, neden kumla oynayınca elleri kum olmuş, mayo giymeyecekmiş vs. 


Kum ve çakıl taşlarıyla bol bol oynadı.




 Bir akşam sahilden dönerken Defne 2 şişe kum getirdi odaya. Biz başka işlerle uğraşırken o 2 şişe kumu duşakabine dökmüş. "Neden döktün, kim temizleyecek şimdi burayı?" dedik. "Ben temizlerim" dedi, "Tamam dedik, temizle  o zaman". Fıskiyeyi açıp, ona verdik ve biz balkona geçtik. Hem ağlıyor, hem de "Anneciğim nerdesin diyor" uğraşırken. Sonunda yanımıza geldi. "Ne yaptın, temizledin mi?" dedik, "Hayır temizlemedim" dedi. "Neden?" dedik, "Çünkü kirli kalsın istedim" dedi :))) Bu gözü yaşlı foto da bu anın anısıdır. Seni çok seviyorum canım kızım :)


Kısacası güzel bir tatildi. Defne çok eğlendi, denizi çok sevdi ama dedesini çok özledi. Arada bir "Dedeme gidelim" diye ağladı. Birlikte nice güzel tatillere canım kızım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.