Daisypath -

7 Aralık 2014 Pazar

Kreşe Alışmak

Ne zamandır beklemede olan kreşe alışmak konulu yazımı nihayet yazmaya fırsat buldum. Artık çalıştığım için çok az fırsat buluyorum yazmaya. 
Defnem, biricik kuzum 25 Ağustos 2014'te başladı kreşe. Bu karar da en çok benim artık çalışmaya başlamak istemem etkili oldu. Üniversite yaz tatillerinde bile kendi isteğimle, hatta bazen ücretsiz olarak gidip bir yerlerde çalışan bir birey olarak evde olmak çok zor geldi bana. E tabi ki bunda yalnızlığın payı büyük. Maalesef büyük şehirlerde insanlar birbirini çok da umursamıyor. Herkes kendi kabuğunda yaşıyor. Sıkıldım gidip bir kahvesini içip, az biraz sohbet edeyim diyebilecek kişi sayısı bir elin parmağına ulaşıyorsa şanslısınız demektir :) Velhasıl kelam Defne'nin 3 yaşına gelmesini bekledim ve 3 yaşına 2,5 ay kala kreşe başlattım, bu arada işimi de ayarladım.


İlk gün sadece kreşi görsün istedim. 1 saat kadar kaldık kreşte ve ayrılmak istemedi. Öğle yemeğinde kuru fasulye, pilav yedi :). 2. gün biraz daha erken gittik ve 2-3 saat kaldık kreşte. Defne ile birlikte idim ilk hafta. Arada bir sandalye gerileterek sınıf dışına çıktım. Aşağıdaki resim ilk uzaklaşışımız ve benim dışarda ilk göz yaşlarımı döküşüm. Çok zor gelmişti onu başkalarına emanet edip çıkmak.


Bu da kreşteki ilk eseri, asma yaprağı baskısı.


1 hafta 2-3 saat giderek devam ettik. Maalesef ilk gün ki kreş hevesi gittikçe azaldı. Cuma gününe kadar ben de onunla birlikteydim ya da uzaktan izledim. Cuma günü artık velilerin sınıftan çıkması gerektiği söylendi ve veliler çıkınca kıyamet koptu. Bütün çocuklar hep bir ağızdan ağladı :((. Sonra ki haftalarda da yarım gün gittik, fakat kara Cuma'nın etkisi uzun süre devem etti. Sürekli "Kapıyı kapatıyorlar, seni göremiyorum" diye yakındı."Kreşe gitmek istemiyorum" yarım saatte bir rutin olarak kurduğu bir cümleye dönüştü. Hatta kusana kadar ağladı. Gece "Anne beni bırakma" diye sayıkladı :(( Gerçekten çok zor günlerdi :(. Genellikle kreşte yemek yemedi, uyku konusu zaten sorun, çünkü evde de öğle uykusu çoooook nadir uyurdu. 4. hafta artık tam güne geçmeye karar verdik. Kreşe benimle değil babaannesi ile servisle gitmeye başladı. İlk zamanlar uyumadı ama saat 16:00'ya kadar kaldı kreşte. Ve nihayet 5. hafta ikna oldu uyumaya.

İlk zamanlar sürekli öğretmeninin peşinde koştu. Fotokopi makinesine, mutfağa, öğretmen nereye Defne oraya durumu vardı. Hatta branş derslerine dahi katılmadı.

Sürekli beni görememekten şikayet ediyordu, sen de gel diyordu bana. Ben de orada öğretmen var, bana gerek yok diyordum. E hal böyle olunca öğretmeninden öğle yemeğinde mantı istemiş yavrum. Öğretmenini benim yerime koymaya çalışmış demek ki. 3 yaşında bi çocuk için ne zor bir uğraş...

Hiç de hevesle gitmedi kreşe. Ne desem nafile. Orayı övsem de anlatsam da istemedi. "Ben kreşte yaptıklarımızı evde de yapıyorum, ben evde mutluyum, neden götürüyorsunuz beni " diye sürekli sorguladı. 

Kreş seçimimizde en büyük etken kayın validemin iş yerinin kreşi olması, onunla birlikte servisle gidip gelme imkanı, akşam 17:00'te kreşten ayrılacak olması ve tabi ki gereken durumlarda her an Defne ile ilgilenebilecek birinin olması idi. Ancak kreşte gerçekten aradığımdan fazlasını buldum. Başta müdüre olmak üzere, öğretmen ve çocuk gelişim uzmanları ve hatta diğer çalışanlar gerçekten de çok ilgililer. Her türlü fikri değerlendiriyor ve uyguluyorlar. Fiziki koşullar iyi. Ahşap oyuncaklardan yapılmış harika bir çocuk parkı ve kum havuzu var.







MTA'nın her türlü imkanından faydalanıyorlar. Tabiat müzesine götürüp dinozorları gösteriyorlar. Seraya gezi düzenliyorlar. Spor salonunda spor yaptırıyorlar ve kongre salonunda sinema, tiyatro izletiyorlar.


Defne zaten bişeyler çizmeye meraklıydı. Kreşe gittiğinden beri ilgisi daha da arttı. Aşağıda tam gün kalmaya başladığı ilk günlerde bize yaptığı resimler var. 






Kreşten, öğretmenlerden memnunum. Herşey yolunda gibi. Ama ben Defneyi kreşe alıştırmaya çalışırken şunu gözlemledim. 3,5 yaşından büyük çocuklar daha kolay alışıyorlar, üstelik bi de anne ile büyümemişse. Sonradan çok yargıladım, çok kızdım kendime acele ettim diye. Kim ne derse desin kreş yaşı 3 değilmiş, 3 yaş çocuğu hala anne kucağına muhtaçmış. Çok pişman oldum, çok üzüldüm (Bu dönem 3 kilo verdim) ama bi kere başlatmışken de geri adım atmak istemedim. Doğru mu yaptım hala çok da emin değilim. Defne de beni o kadar iyi tanıyor ki bana arada bir soruyor, "Ben kreşteyken sen beni özlüyor musun, üzülüyor musun?" diye. "özlüyorum ama senin orada iyi vakit geçirdiğini bildiğim için mutlu oluyorum" diyorum. Bazen üsteliyor, ben orada mutlu değilim diyor.

Biz de kreş macerası böyle idi. Gerçekten çoooook zordu. Hatta bi dönem hiç alışamayacak diye düşündüm. Defne bile alıştıysa her çocuk alışır sanırım :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.