Daisypath -

2 Nisan 2015 Perşembe

Defnem 3 Yaşında


Bu yazı uzun zamandır yazılmayı bekliyor (11 Kasım'dan beri). Artık ne sana ne kendime çok fazla vakit ayıramıyorum yavrum. Artık 3 yaşındasın, 1 yaş daha büyüdün. Bu sene sen ve ben için dönüm noktası oldu. İlk defa ayrıldık seninle. Annenin çalışmak istemesi etken oldu bunda. Koca şehirde 4 duvar arasında yalnız olmak sıktı, sosyallik istedi. Sen kreşe ben işe başladım. Evet ben daha mutluyum ama seninle ilgili vicdanım çok rahat değil. Sabahları benden zor ayrılıyorsun. Her gün "Uyanıp uyanınca tatil mi?, "Anne bugün tatil mi?" diye soruyorsun. Her akşam kreşe gitmecilik oynamak istiyorsun. Sen anne oluyorsun, beni kandırmaya çalışıyorsun "Ama tatlım, gitmem lazım", "Ama kreş çok eğlenceli" :)) Her gün ben işten gelince kapıda bana uzun uzun sarılıyorsun, yanaklarımı seviyorsun :))

Çok zor alıştın kreşe, 2 ay uğraştın. Hem beni hem öğretmenlerini yıldırmak için elinden geleni yaptın ve bir gün pes ettin. Hala sabahları mızmızlanıyorsun ama orada iyisin. Artık yemek yiyorsun, uyuyorsun, ağlamıyorsun.

Resim yapmayı çok seviyorsun. En çok sipariş ettiğin şey; boya. Dans ederken çok eğleniyorsun. Artık kağıda farklı çizimler yapıyorsun ve mutlaka kağıdın bir köşesini bize not bırakıyorsun (Küçük küçük çizgiler çiziyorsun, bu nedir diye sorduğumda yazı yazdım diyorsun)

Oyun hamurları ile eskisi kadar oynamıyorsun. İlgin hareketli oyunlara yöneldi. Kovalambaç oynamak, saklambaç favorilerin. Masa başı etkinlikleri eskisi kadar istemiyorsun. Makas çalışmaları istisna, makasla bişeyler kesmeye bayılıyorsun.

Köpüşü hala çok seviyorsun. Son günlerde bir peluş oyuncak daha eklendi. Babanla Panora'da at yarışında kazandığın mor ayıcık :)) Kreşe giderken bunlardan birini yanına alıyorsun ama kreşe sokmuyorsun, babaannenin çantasında kalıyor. :)) Bir de babanın Azerbaycan'dan aldığı kediyi çok seviyorsun. Bu kedi ile uyuyorsun.



Artık merdivenleri çok rahat kendi kendine inip çıkıyorsun. Ben de bu konuda seni serbest bıraktım. Merdivenin başında hala kapı var, o da koşarak o tarafa gidersen düşme diye.

Hala benimle uyuyorsun. Hatta baban ayrı yatmaya başladı bir ara.

Kitapları çok seviyorsun. Kitaplığındaki bütün kitapları tanıyorsun, bazılarını ezbere biliyorsun.

Artık neden sonuç ilişkisini çok iyi kuruyorsun. Mantığını kullanıyorsun, yorum yapıyorsun, sorguluyorsun. Kelime hazinen oldukça geniş.

Çizgi film seyretmeye daha çok merak sardın son zamanlarda.

En sevdiğin yemek; köfte. Süt içmiyorsun :((( En sevdiğin sebze; taze fasulye.

Bu sene sana çifte doğum günü yaptık. Bir evde, bir kreşte. Evde akrabalarla kutladık, kreşte arkadaşların ve öğretmeninle oldu.








Sen hep böyle mutlu ol yavrum :))





Arkadaşların :)

  
Öğretmenin yapmış saçını doğum günü partinde:)))


Palyaço da vardı doğum gününde :))


Bana hala çok düşkünsün, ama babaya da yönelmeye başladın. Baban seyahate gittiğinde soruyorsun "Ne zaman gelecek" diye. "Neden benim babam sürekli gidiyor" diyorsun.

Benimle mutfakta bişeyler yapmayı çok seviyorsun. Sarma yapmak konusunda kendini çok geliştirdin, artık sararak yaptığım ıspanaklı börekte senin sardıklarını hiç dokunmadan tepsiye koyuyorum. Hamur işi yapmayı çok seviyorsun :)

Karıştırıyorsun.


Yuvarlıyorsun.


Yoğuruyorsun.


Rendeliyorsun...


Dans etmeyi çok seviyorsun. Kreşte çok fazla şarkı öğrendin.

Her şeyden önemlisi mutlu bir çocuksun. Sevgi dolusun. Hepimiz seni çok seviyoruz. Sen bizim canımızsın :))) İyi ki varsın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.